Kış Lastiği Ne Zaman Takılmalı ve Yasal Zorunluluk Hangi Araçları Kapsıyor
Türkiye’de her yıl ekim ayının ikinci yarısından sonra aynı soru gündeme geliyor: kış lastiği ne zaman takılmalı? Bu sorunun aslında iki farklı cevabı var, çünkü işin içinde iki ayrı takvim işliyor. Birincisi ticari araçları bağlayan ve Resmi Gazete’de tarihi net biçimde belirlenmiş yasal zorunluluk; ikincisi ise lastiğin kauçuk bileşiminin fiziksel olarak sertleşmeye başladığı sıcaklık eşiği. Çoğu sürücü yalnızca birincisini merak ediyor, oysa günlük kullanımda araç güvenliğini belirleyen genellikle ikincisi oluyor. Üstelik bu iki tarih Türkiye’nin farklı bölgelerinde aynı haftaya denk gelmiyor; Doğu Anadolu’da soğuklar kapıyı çalarken Akdeniz kıyısında hâlâ yaz lastiğiyle sorunsuz yol alınabiliyor.
Kış Lastiği Ne Zaman Takılmalı Sorusunun Kısa Yanıtı
Ticari araçlar için yanıt net: 2026-2027 sezonunda 15 Kasım – 15 Nisan arasında kış lastiği zorunlu. Hususi araç sahipleri için ise takvimden çok termometre belirleyici oluyor: ortalama hava sıcaklığı gündüz de dahil 7°C’nin altına istikrarlı biçimde indiğinde geçiş yapılması öneriliyor. Türkiye’nin büyük bölümünde bu eşik ekim sonu ile kasım ortası arasına denk geliyor; İç ve Doğu Anadolu’da daha erken, Ege ve Akdeniz kıyı şeridinde ise genellikle daha geç gerçekleşiyor. Aşağıdaki bölümlerde bu iki takvimin dayandığı yasal ve teknik ayrıntılar tek tek ele alınıyor.
Ticari Araçlarda Zorunluluk Hangi Tarihleri ve Araç Gruplarını Kapsıyor
Kış lastiği zorunluluğunun yasal dayanağı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesinde yayımlanan “Kış Lastiği Kullanma Zorunluluğu ile İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” ile Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddeleri. Uzun yıllar boyunca uygulama dönemi 1 Aralık ile 1 Nisan arasındaki dört aylık süreyi kapsıyordu; 2025 sonbaharında yürürlüğe giren bir düzenlemeyle bu süre öne çekilerek 15 Kasım – 15 Nisan aralığına genişletildi. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün duyurusuna göre 2026-2027 sezonunda uygulama 15 Kasım 2026 tarihinde başlayıp 15 Nisan 2027‘de sona eriyor; valilikler yerel iklim koşullarına göre bu süreyi bir ay kadar öne çekme veya uzatma yetkisine sahip.
Zorunluluk kapsamına giren araç grupları net şekilde tanımlanmış durumda: kamyon, çekici, tanker, otobüs, minibüs, kamyonet ve şehirlerarası yolcu ya da yük taşımacılığı yapan ticari araçlar. Traktörler, iki ve üç tekerlekli taşıtlar, römorklar ile Silahlı Kuvvetler’e ait araçlar kapsam dışında tutuluyor. Denetimler genellikle karayolu kontrol noktalarında, il çıkış-giriş güzergâhlarında ve tartı istasyonlarında yapılıyor; kontrol memurları hem lastik yüzeyindeki sembolü hem de diş derinliğini ölçüyor. Yüksek rakımlı veya kar yağışının erken başladığı illerde valilik kararıyla bu tarih bir ay öne çekilebiliyor, dolayısıyla aynı güzergâhı kullanan bir nakliye firmasının farklı illerde farklı başlangıç tarihleriyle karşılaşması olası; uzun rotalarda çalışan filoların güzergâh üzerindeki illerin duyurularını sezon başında ayrıca takip etmesi öneriliyor. Aranan asıl şart, aracın tüm lastiklerinin -özellikle tahrikli dingildeki lastiklerin- kış lastiği özelliği taşıması; sadece ön veya sadece arka aksa takılan kış lastiği yasal şartı karşılamıyor.
Bu kurala uymayan ticari araç işletmecileri için idari para cezası güncel olarak 6.000 TL düzeyinde seyrediyor ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 65/A maddesi kapsamında her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellenebiliyor. Cezanın muhatabı aracın işleteni; filo şirketleri ve nakliye firmaları için bu denetimler sezon başında yoğunlaşan, bütçelenmesi gereken bir maliyet kalemi haline geliyor.
Özel Araç Sahipleri İçin Zorunluluk Yok Ama 7 Derece Kuralı Gerçek Bir Eşik
Hususi plakalı binek otomobiller bu zorunluluğun tamamen dışında. Bir başka deyişle, kendi özel aracınızla kış lastiği takmadan trafiğe çıktığınızda herhangi bir para cezasıyla karşılaşmıyorsunuz. Ancak yasal boşluk, fiziksel gerçekliği değiştirmiyor. Lastik üreticilerinin ortak referans noktası olan 7°C kuralı, havanın bu sıcaklığın altına düştüğü andan itibaren yaz lastiğinin performans kaybetmeye başladığını gösteriyor.
Kauçuk Bileşimi Soğukta Neden Sertleşiyor
Yaz lastikleri, yüksek sıcaklıklarda esnekliğini koruyacak ve aşınmaya dayanıklı olacak şekilde formüle edilmiş kauçuk karışımlarından üretiliyor. Sıcaklık 7°C’nin altına indiğinde bu karışım sertleşmeye başlıyor; yol yüzeyine temas eden lastik yüzeyi esnekliğini kaybediyor ve tutunma önemli ölçüde azalıyor. Kış lastiklerinde kullanılan kauçuk formülü ise tam tersi bir mantıkla, düşük sıcaklıklarda bile yumuşak kalacak şekilde tasarlanıyor; yüzeydeki ince kesikler (lamel) sayesinde ıslak ve karlı zeminde daha fazla tutunma noktası oluşturuyor. Bu fark özellikle fren mesafesinde kendini gösteriyor: donmuş veya ıslak asfaltta yaz lastiğiyle alınan fren mesafesi, kış lastiğine kıyasla belirgin şekilde uzuyor.
Pratikte bu eşik, takvimden çok termometreye bakmayı gerektiriyor. Ekim ortasında hâlâ 15°C’nin üzerinde seyreden bir bölgede erken davranmanın anlamı yok; buna karşılık kasım başında gece sıcaklıkları tek haneye düşen bir ilde 15 Kasım’ı beklemek, yasal olarak sorun olmasa da güvenlik açısından gereksiz bir risk anlamına geliyor.
Dört Çeker Olması Kış Lastiği İhtiyacını Ortadan Kaldırmıyor
Sık yapılan bir hata da dört çeker (4×4) veya tüm tekerlekten çekişli bir aracın kış lastiğine ihtiyaç duymayacağı düşüncesi. Çekiş sistemi, motor gücünü dört tekerleğe dağıtarak kalkış ve tırmanma anında avantaj sağlıyor; ancak frenleme mesafesini kısaltmıyor ve viraj alırken lastiğin yola tutunma kabiletini artırmıyor. Buzlu bir zeminde dört çeker bir SUV, yaz lastiğiyle donatıldığında önden çekişli bir hatchback kadar geç durabiliyor, hatta ağırlığı fazla olduğu için bazı senaryolarda daha uzun mesafede duruyor. Çekiş sisteminin sağladığı avantaj yalnızca ivmelenme anında geçerli; frenleme ve yön değiştirme tamamen lastiğin tutunma performansına bağlı kalıyor.
Diş Derinliği Yasal Sınırın Üzerinde Olsa Bile Yetersiz Kalabilir
Diş derinliği konusunda sürücülerin en çok karıştırdığı nokta, yasal asgari değerle güvenli kullanım değerinin aynı şey olmadığı. Türkiye’de trafik mevzuatına göre lastiklerde yasal alt sınır 1,6 mm; bu değer denetimlerde esas alınan mutlak taban. Ancak bu rakam bir güvenlik hedefi değil, sadece “aracın trafikten men edilmeyeceği” sınır.
Kış lastikleri için uzmanların önerdiği pratik eşik 4 mm. Diş derinliği bu seviyenin altına indiğinde lastiğin kar ve çamuru dışarı atma kapasitesi azalıyor, oluklar erken dolmaya başlıyor ve tutunma performansı düşüyor; lastik hâlâ yasal sınırın üzerinde görünse bile. Yaz lastiklerinde ideal aralık ise 3-4 mm olarak kabul ediliyor. Basit bir kontrol için 1 TL ya da 50 kuruş kullanılabiliyor: bozuk para lastiğin oluğuna dik biçimde yerleştirildiğinde paranın kenarındaki gümüş şerit tamamen gömülüyorsa diş derinliği hâlâ kabul edilebilir seviyede demektir; şerit görünür kalıyorsa lastiğin ömrünün sonuna yaklaşılmış olabilir.
Ölçümü lastiğin tek bir noktasından değil, iç kenar, orta ve dış kenar olmak üzere en az üç noktadan yapmak daha güvenilir bir sonuç veriyor. İç veya dış kenarda belirgin biçimde daha fazla aşınma varsa bu genellikle rot ayarının bozulduğuna ya da lastik basıncının uzun süre düşük seyrettiğine işaret ediyor; böyle bir durumda yeni lastik takmadan önce rot-balans kontrolünden geçmek, aynı sorunun yeni lastikte de tekrarlanmasını önlüyor.
| Araç Kategorisi | Zorunlu mu | Minimum Diş Derinliği | Uygulama Dönemi (2026-2027) |
|---|---|---|---|
| Kamyon, çekici, tanker, otobüs | Evet | 4 mm | 15 Kasım 2026 – 15 Nisan 2027 |
| Kamyonet, minibüs (ticari) | Evet | 1,6 mm | 15 Kasım 2026 – 15 Nisan 2027 |
| Hususi binek otomobil | Hayır (tavsiye edilir) | 1,6 mm yasal / 4 mm önerilen | Zorunlu dönem yok, 7°C eşiği esas alınır |
| Traktör, 2-3 tekerlekli araçlar | Kapsam dışı | – | – |
Lastik Yanındaki M+S ve Kar Tanesi Sembolleri Aynı Şeyi Garanti Etmiyor
Bir lastiğin kış lastiği sayılması için yan yüzeyinde belirli işaretlerin bulunması gerekiyor. Türkiye’deki resmi tebliğ, denetimlerde M+S işareti, M+S ile birlikte kar tanesi işareti veya tek başına kar tanesi (3PMSF) sembolü taşıyan lastiklerin kabul edildiğini belirtiyor. Ancak bu iki işaret aynı güvenilirlik seviyesini temsil etmiyor.
M+S (“Mud and Snow”) ibaresi, üreticinin kendi değerlendirmesine dayanan ve bağımsız bir laboratuvar testi gerektirmeyen bir beyan niteliğinde; lastiğin diş deseni ve yapısı üreticinin takdirine göre bu ibareyi taşıyabiliyor. Buna karşılık 3PMSF (üç tepeli dağ ve kar tanesi) sembolü, lastiğin standartlaştırılmış kış koşulları testlerinde referans lastiklere göre daha yüksek performans gösterdiğinin bağımsız biçimde doğrulanmasını gerektiriyor. Avrupa Birliği’nde lastik etiketleme ve tip onayı süreçleri giderek sadece 3PMSF sembollü lastikleri “kış lastiği” olarak tanımaya yöneliyor; Türkiye’deki ticari araç tebliği ise şu an için M+S ibaresini tek başına da kabul etmeye devam ediyor.
| Özellik | M+S İşareti | 3PMSF (Kar Tanesi) Sembolü |
|---|---|---|
| Doğrulama yöntemi | Üretici beyanı | Bağımsız laboratuvar testi |
| Kış performansı garantisi | Değişken, standardize değil | Standartlaştırılmış test ile doğrulanmış |
| Türkiye ticari araç denetiminde kabul | Evet | Evet |
| AB mevzuatındaki yönelim | Kademeli olarak yetersiz kabul ediliyor | Tercih edilen, öne çıkan sembol |
Bu fark, lastik alırken sadece kutunun üzerindeki “kış lastiği” ifadesine değil, yan yüzeydeki sembole bakmayı anlamlı kılıyor; iki lastik de mevzuata uygun görünse bile kar ve buzda gösterdikleri performans birbirinden hayli farklı olabiliyor.
Soğuk Havada Lastik Basıncı Neden Kontrol Listesine Girmeli
Lastik değişimiyle birlikte gözden kaçan bir başka ayrıntı da basınç. Continental’in teknik açıklamalarına göre sıcaklık her 10°C düştüğünde lastik içindeki hava basıncı yaklaşık 0,07 ila 0,14 bar (1-2 PSI) arasında azalıyor; çünkü soğuk hava, lastik içindeki hava moleküllerinin hareketini yavaşlatarak hacmi küçültüyor. Sonbahardan kışa geçişte on derecelik bir düşüş sık yaşandığından, yaz aylarında doğru ayarlanmış bir basınç kışın fark edilmeden referans değerin altına inebiliyor.
Düşük basınçla sürüş hem tutunmayı olumsuz etkiliyor hem de lastiğin kenarlarında düzensiz aşınmaya yol açıyor. Üreticiler basıncın en az iki haftada bir, tercihen araç en az üç saat hareketsiz kaldıktan sonra soğukken ölçülmesini öneriyor. Aracın lastik basıncı izleme sistemi (TPMS) bulunsa bile, küçük kaçaklar bazen uyarı eşiğinin altında kalabildiğinden elle kontrolü tamamen devre dışı bırakmamak gerekiyor.
Bu noktada sık sorulan bir başka konu da azotla (nitrojen) şişirme. Sıradan basınçlı havada belirli oranda nem bulunuyor ve bu nem sıcaklık değiştikçe hacim olarak daha fazla dalgalanıyor; azot ise kuru ve nemden büyük ölçüde arındırılmış olduğu için sıcaklık değişimlerinde basıncı biraz daha kararlı tutuyor. Fark, günlük kullanımda çoğu sürücünün fark edeceği kadar büyük değil, ancak sık sıcaklık dalgalanması yaşanan bölgelerde küçük bir avantaj sağlıyor. Hangi gazla şişirilirse şişirilsin, düzenli kontrolün yerini hiçbir teknoloji tutmuyor.
Dört Mevsim Lastik Orta Yol mu Yoksa Riskli Bir Kısayol mu
Sezonluk lastik değişimiyle uğraşmak istemeyen sürücüler için dört mevsim lastik cazip bir seçenek gibi görünüyor. Kar tanesi sembolü taşıyan dört mevsim lastikler kuru ve ıslak yol koşullarında makul bir denge sunsa da, gerçek bir kış lastiğinin yerini tam olarak tutmuyor. Kar ve buzda tutunma kabiliyeti özel kış lastiğine göre daha düşük kalıyor, mevsime uygun olmayan kullanımda yakıt tüketimi artabiliyor, lastik ömrü kısalabiliyor ve özellikle keskin virajlarda araç kontrolünü kaybetme riski yükseliyor.
Dört mevsim lastik, kışları nispeten ılıman geçen ve karla nadiren karşılaşılan bölgelerde -örneğin büyük şehir merkezlerinde günlük şehir içi kullanım için- makul bir uzlaşma olabilir. Buna karşılık rakımı yüksek, kar yağışının ve donun sık görüldüğü bölgelerde iki sezonluk lastik takımı arasında gidip gelmek güvenlik açısından hâlâ daha isabetli bir tercih olarak öne çıkıyor.
Aynı Ülkede Geçiş Tarihi Neden Bölgeden Bölgeye Değişmeli
Türkiye’nin coğrafi çeşitliliği, tek bir “doğru tarih” belirlemeyi zorlaştırıyor. İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da gece sıcaklıkları ekim ayının ikinci yarısından itibaren 7°C eşiğinin altına inebiliyor; bu bölgelerde yaşayan sürücüler için yasal zorunluluk tarihini beklemek, günlük kullanımda zaten geç kalınmış bir geçiş anlamına gelebiliyor. Ege ve Akdeniz kıyı şeridinde ise ilk soğuklar genellikle aralık ayına sarkıyor, dolayısıyla bu bölgelerdeki hususi araç sahipleri için kasım ortası hâlâ erken bir tarih olabiliyor.
Rakımın da göz ardı edilmemesi gereken bir etken olduğunu belirtmek gerekiyor: aynı ilin ovadaki ilçesiyle yüksek kesimdeki ilçesi arasında bile birkaç haftalık bir fark oluşabiliyor. Dağ geçitleri, tünel girişleri ve gölgede kalan viraj noktaları, genel hava durumu ılıman görünse bile yerel olarak buzlanabiliyor. Bu nedenle il bazlı genellemeler yerine, aracın günlük kullanıldığı güzergâhın gerçek sıcaklık seyrini takip etmek daha isabetli bir yaklaşım. Soğuk havanın elektrikli araç menzilini nasıl etkilediğine dair veriler de benzer bir örüntü gösteriyor; düşük sıcaklık yalnızca lastik tutunmasını değil, aracın genel verimliliğini de bölgeden bölgeye farklı derecelerde etkiliyor.
Kış Lastiği Alırken Ebat ve Bütçe Nasıl Değerlendirilmeli
Kış lastiği fiyatları; ebat, marka kademesi ve üretim yeri gibi değişkenlere göre geniş bir bantta değişiyor. Aracın kapı kenarındaki etikette veya kullanım kılavuzunda belirtilen orijinal ebadın dışına çıkmak -özellikle daha geniş bir lastik tercih etmek- kar üzerinde yüzeye daha fazla temas alanı sağlıyormuş gibi görünse de aslında derin kar ve çamurda batma riskini artırabiliyor; dar profilli lastikler zeminin altındaki sert tabakaya daha kolay ulaşabildiği için kış koşullarında çoğu zaman daha avantajlı kabul ediliyor.
Bütçe planlarken tek kriter satış fiyatı olmamalı. Bütçe segmentindeki lastikler genellikle daha kısa ömürlü kauçuk karışımı kullanırken, orta ve üst segment markalar daha uzun test verisi ve daha tutarlı kar/buz performansı sunuyor. Yerli üretim lastikler çoğu ebatta daha hızlı tedarik ve servis desteği avantajı sağlarken, ithal premium markalar bazı özel ebatlarda daha sınırlı stokla satılabiliyor. Dört lastiğin birden değiştirilmesi tutarlı tutunma dengesi için en güvenli seçenek olsa da, bütçe kısıtlıysa en azından aynı sezona ait, aynı marka ve desenden bir takım tercih etmek, karışık kombinasyonlardan doğabilecek denge sorunlarını önlüyor.
Her sezon aynı jantı söküp takmak yerine kış lastiklerini ayrı, ucuz çelik jantlara monte ettirmek uzun vadede iki fayda sağlıyor: söküp takma işleminin lastiğin kenar bölgesinde yol açtığı mikro hasar riski azalıyor ve sezon geçişleri bir servis randevusunda sadece tekerlek değişimine indiği için hem zamandan hem işçilikten tasarruf ediliyor. Aracın orijinal alaşım jantları da böylece kış tuzlaması ve yol tuzu kaynaklı korozyona daha az maruz kalmış oluyor.
İkinci el kış lastiği seçeneği bütçe dostu görünse de dikkatli değerlendirilmeli. Diş derinliği yeterli görünse bile lastiğin yaşı tek başına belirleyici oluyor; kauçuk zamanla sertleşiyor ve bu süreç görünür aşınmadan bağımsız ilerliyor. Yan yüzeydeki DOT kodu üretim haftasını ve yılını gösteriyor; beş yılı geçmiş bir lastik, diş derinliği uygun olsa bile performans kaybı yaşamış olabilir. İkinci el alımlarda bu kodu kontrol etmeden sadece görünüme güvenmek yanıltıcı olabiliyor; satıcıdan lastiğin geçmiş kullanım ve saklama koşullarını sormak da ihmal edilmemeli.
Kışa Hazırlık Listesinde Lastik Dışında Gözden Kaçanlar
Lastik değişimi kışa hazırlığın en görünür adımı olsa da tek başına yeterli değil. Akünün soğukta kapasite kaybettiği ve düşük sıcaklıkta marş gücünün belirgin şekilde azaldığı biliniyor; sezon başında akü testi yaptırmak yolda kalma riskini büyük ölçüde azaltıyor. Antifriz seviyesinin ve karışım oranının kontrol edilmesi, motor bloğunun donmaya karşı korunması için gerekiyor. Cam suyu deposunda yaz formülü kalmışsa, donma noktası daha düşük bir kışlık cam suyuna geçmek de aynı listeye giriyor.
Bu hazırlık listesinin genellikle atlanan bir kalemi de sigorta kapsamı. Kışın artan kaza riskine karşı trafik sigortası ve kasko poliçesinin kapsamının güncel olup olmadığını kontrol etmek, lastik ve akü kadar pratik bir adım. Özellikle kasko poliçelerinde doğal afet ve don kaynaklı hasarların hangi şartlarda karşılandığı poliçeden poliçeye değişebiliyor; sezon başlamadan önce poliçe maddelerini bir kez gözden geçirmek, kar yağışı sonrası sürprizle karşılaşma ihtimalini azaltıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Hususi aracıma kış lastiği takmazsam ceza öder miyim?
Hayır. Kış lastiği zorunluluğu yalnızca kamyon, çekici, tanker, otobüs, minibüs ve kamyonet gibi ticari araçları kapsıyor. Hususi plakalı binek otomobiller için yasal bir para cezası bulunmuyor; ancak düşük sıcaklıklarda yaz lastiğiyle sürüş güvenlik açısından risk taşımaya devam ediyor.
Dört mevsim lastik kış lastiği yerine sayılır mı?
Kar tanesi (3PMSF) sembolü taşıyan bazı dört mevsim lastikler ticari araçlardaki zorunlu denetimlerde kabul edilebiliyor, çünkü denetim esasen sembole bakıyor. Ancak performans açısından özel kış lastiğinin sunduğu kar ve buz tutunmasını tam olarak karşılamıyor; yoğun kar yağışı görülen bölgelerde hâlâ daha zayıf bir alternatif olarak kalıyor.
Yaz lastiğimin diş derinliği yeterliyse kışın da kullanabilir miyim?
Diş derinliği yeterli olsa bile yaz lastiğinin kauçuk bileşimi 7°C altında sertleşiyor ve tutunma kaybı yaşanıyor. Diş derinliği burada tek başına belirleyici değil; lastiğin üretildiği kauçuk formülü asıl farkı yaratan unsur.
Kış lastiğini baharda ne zaman çıkarmalıyım?
Ticari araçlar için resmi uygulama dönemi 15 Nisan’da sona eriyor. Hususi araç sahipleri için ise aynı 7°C mantığı geçerli: gündüz ve gece sıcaklıklarının istikrarlı biçimde bu eşiğin üzerine çıktığı dönemde yaz lastiğine dönmek uygun oluyor; tek bir ılık gün bu kararı vermek için yeterli değil.
Kış lastiğini sadece çekiş aksına takmak yeterli mi?
Hayır. Aracın sadece ön ya da sadece arka aksına kış lastiği takılması, öndeki ve arkadaki tutunma dengesini bozarak savrulma riskini artırıyor. Hem yasal denetimlerde hem güvenlik açısından dört lastiğin de aynı sezona uygun olması gerekiyor.
Erken Randevu Hem Zaman Hem Bütçe Kazandırıyor
Yasal tarih yaklaştıkça lastik servislerindeki yoğunluk da artıyor; kasım ortasına doğru randevu bulmak zorlaşıyor ve bazı popüler ebatlarda stok sıkıntısı yaşanabiliyor. Ekim ayı içinde, hava henüz soğumadan önce servis planlamak hem bekleme süresini kısaltıyor hem de sezon yoğunluğunun getirdiği fiyat dalgalanmalarından bir ölçüde korunmayı sağlıyor. Çıkarılan yaz lastiklerinin ısı kaynaklarından uzak, kuru ve karanlık bir ortamda saklanması da kauçuğun erken yaşlanmasını önlemek açısından değer taşıyor; kullanılmayan bir lastik takımının raf ömrü uygun koşullarda yaklaşık on yıla kadar uzayabiliyor, ancak beş yıllık kullanımın ardından profesyonel bir kontrolden geçirilmesi öneriliyor. Jantla birlikte saklanan lastikler yatay değil dikey istiflenirse, tekerleğin kendi ağırlığı altında tek noktadan deforme olması da büyük ölçüde önleniyor; bu küçük ayrıntı, bir sonraki sezon açıldığında lastiğin balans tutmasını doğrudan etkiliyor.

[…] veriliyor ve bu yüzden kış koşullarında çok daha güvenilir bir referans kabul ediliyor. Kış lastiği takma zorunluluğunun hangi araç gruplarını kapsadığını daha önce ayrıntılı olarak ele almıştık; burada altını çizmekte fayda var: sadece […]